Avrupa basketbolunda son yıllarda Rus, İspanyol ve Yunanlılar’ın
kıvılcımını yaktığı transfer çılgınlığı ateşi, bu sezon yangına
dönüştü. Rusya’daki dolar milyarderlerinden Abramovich’in futbol
piyasasını ve tüm değerleri alt üst etmesinin yanı sıra, Rus kulüpleri
de, bu seviyede bir gelirleri olmamasına rağmen son yıllarda
basketbolcu fiyatlarını oldukça arttırmışlardı. Bu sezon ise tam bir
manik depresif durum yaşanıyor. Eurocup’da mücadele edecek olmalarına
rağmen Khimki’nin Toronto Raptors’lu Carlos Delfino, David Blatt’in
çalıştırdığı Dinamo Moskova’nın da New Jersey Nets’li Bostjan Nachbar’a
3’er yıllık 9 milyon Euro civarı para vermeleri mantık dışı. Sürekli
konuşulan ve kara paranın bu şekilde aklandığı iddiaları, basketbola
yakın gelecekte zarar vermekten öteye geçmeyecektir. Asıl bombayı ise
Olympiakos patlattı. Yunan ekibi, Atlanta Hawks’lı Josh Childress’a 3
yıl için 20 milyon dolar (12.6 milyon Euro) önerirken, Barcelona eski
oyuncusu Navarro’yla 4 yıl için 15 milyon Euro’dan fazla bir sözleşme
yaptı. Ezeli rakip Panathinaikos’un da altta kalmayıp, Childress
ayarında bir transfer yapması çok büyük olasılık gözüküyor.
Bütçeler kısıtlanmalı
Bir çok geliri olan ispanyol Kulüpleri’ni bir kenara koyuyoruz. Ancak
Rus takımları, hele hele Olympiakos gibi takımların bir basketbolcuya
yılda 4.5 milyon Euro ödeyebilecek duruma gelmesi, Avrupa basketbolunda
son yıllarda açılan arayı, uçurum haline getiriyor. Türk takımlarının
yanı sıra, Alman, Sırp, Sloven, Hırvat, hatta hatta İtalyanlar’ın bu
bütçelerle başedebilmesi imkansız hale gelmek üzere. Avrupa
basketbolunu yönetenlerin, bu para harcama çılgınlığını mutlaka denetim
altına alma, ya da kısıtlama zamanı geldi artık. NBA’de olduğu gibi
“Sallary cap” sistemi benzeri bir uygulamaya geçmenin çareleri
aranmalı. Yoksa koskoca Avrupa, sadece bir iki ülkenin ‘Arena’sı haline
gelecek. Bütçelere mutlaka tavan ve taban sınırlar çizilmeli. CSKA
Moskova, Panathinaikos, Olympiakos, Barcelona’nın 30 milyon Euro üzeri
para harcadığı yerde, geçen yıl Euroleague’de yer alan Partizan,
Olimpija, Rytas, Roanne, Brose Basket gibi takımların bütçesi bir Josh
Childress ya ediyor, ya etmiyor. Böyle bir ortamda rekabetten de
bahsedilemez.
Fener tehlikeyi gördü mü?
Fenerbahçe geçen yıl “Bizim bu bütçelerle başedecek gücümüz yok”
diyerek 3 yıllık planla gençlere yatırım yapma kararı almıştı. Bu
uygulama çok eleştirildi. Her ne kadar uygulama şekli, alınan kararlar,
coach ve oyuncu tercihlerinin doğru olup olmadığı halen tartışmaya açık
olsa da, tehlikeyi önceden gördükleri bir gerçek. Yayın, reklam, bilet
satışından futbolda milyonlarca euro geliri olmasına rağmen, Childress
ya da Navarro’nın aldıkları ücreti Fenerbahçe sadece ama sadece Roberto
Carlos’a verebiliyor. Futbol takımının en büyük yıldızına ödenen
bu miktarın, basketbolda mevsubahsi bile olamaz. Aynı şartlar diğer tüm
Türk kulüpleri için de geçerli. Bu furya kendiliğinden ya müdahalelerle
kontrol altına alınmazsa, Avrupa basketbolunda Rus, Yunan ve
İspanyollar başrolü oynayacak, diğerleri figuran olacak.